Çok vaktini almayacağım.

Ben ICF ilkeleriyle çalışan bir koçum.

17 milletten insanı, Kuwait International Airport Terminal II projesinin cephe ve çatısını yapmak için 3 yıl koordine ettim. Türkiye'ye döndüğümde ailemdeki ilk kişi olarak satış işine girdim — ilk koçluğumu burada aldım. İlk 7 ayımda 1,5 milyon dolar hacminde mülk sattım.

Öncesinde Norveç, Kazakistan gibi ülkelerdeki high-density projelere cephe danışmanlığı verdim; Price Action ile Crypto, BIST, NFT, değerli maden yatırımları yaptım; full-stack web developer olarak çalıştım. Her switch'te, ADHD ve 5w4 yapımın bana verdiği meydan okuma ve keşif güdüsünü tatmin ettim. (Edirne Fen Lisesi sonrası İTÜ Mimarlık, sonrası 7 farklı mimarlık alanında staj ve yurtdışına çıkmadan önce okul yapılarına 1 yıl danışmanlık da maceramın kalan kısmı…)

Ve şu an asıl tutkum olan şeyi yapıyorum: kendim ve insan doğası üzerine: koçluk.

ICF ilkelerine dayanan koçluk, 50 yıllık, dünyada kanıtlanmış bir yönteme dayanıyor. Kökeni & Detaylar →

Koçluk Yaklaşımım Koçluk nedir? Sevdiğim alıntılar Okuma önerilerim

Önce şunu netleştirelim: koçluk senin için ne?

// koçluk tam olarak ne

Yıllardır “bu sene değişeceğim” deyip duruyorsun.

Kitap aldın, video izledin, belki terapiye gittin. Çok şey öğrendin, çok şey biliyorsun. Ama hayatın aynı yerde duruyor.

Tuhaf olan şu: ne yapman gerektiğini çoğu zaman zaten biliyorsun. Spor iyi gelir, biliyorsun. O işi bugün arasan rahatlarsın, biliyorsun. Yine de yapmıyorsun. Bunca şeyi bilip de aynı yerde duruyorsan, eksik olan bilgi olamaz.

Sorun bilgi değil.

Bunu ilk net söyleyen bir tenis koçuydu.* Elli yıl önce kortta fark etti ki oyuncunun asıl rakibi filenin karşısındaki kişi değil — kendi kafasının içi. Kafa “kötü vuracaksın, rezil olacaksın” diye konuşmaya başlayınca, vücudun zaten bildiği o güzel vuruşu yapamıyor.

Onun cümlesi koçluğun çözüm sunduğu alanı anlatıyor: “Sorun ne yapacağımı bilmemem değil; bildiğimi yapmamam.” Bizim kafamızın içinde de iki ses var. Biri sürekli yargılayan, hesap yapan, kuşkulanan ses. Diğeri o işi zaten yapabilen sakin sen. Birinci ses ne kadar yüksekse, ikincisi o kadar kısılıyor.

Kafan hiç susmuyor — ve bu sana pahalıya patlıyor.

Beynin gün boyu düşünce üretiyor: çoğu kaygı, çoğu “ya olmazsa”, çoğu eski bir tartışmanın tekrarı. Çöp. Sen o çöpü ciddiye aldıkça hareket edemiyorsun; bir adım atacağın yerde ertelersin, atacağın adım kaybolur gider.

Ve bunun bir bedeli var, sessizce işliyor: her geçen ay aynı yerde geçen bir ay daha. Bu gürültü kendi kendine kapanmıyor — kapatılması gerekiyor.

Koçluk dediğim şey basit:

kafandaki gürültüyü kesip seni keyifle ve kendiliğinden harekete geçirmek.*

Gerisi teknik.

Peki bunu nasıl yapıyorum — ve bu ne değil.

Koçluk hizmeti, benim kendi itibarımı senin sonucuna bağladığım bir hizmet. Bu nedenle aynı noktada olmamız önemli:

Koçluk bir terapi değil — geçmişini, çocukluğunu kurcalamayız; bugüne ve önündeki adıma bakarız. Coşturup ertesi gün söndüren bir motivasyon konuşması da değil. “Şu işi şöyle yap” diye akıl da vermem — çünkü hayatını en iyi bilen kişi ben değil, sensin.

Yaptığım şu: seni, hayatında kimsenin dinlemediği gibi dinlerim — söylediğinin altındaki şeyi de duyana kadar. Sonra doğru soruyu sorarım, cevabı sen bulursun. O cevabı, —istersen— yarın zorlanmadan atabileceğin net bir adıma çevirmene yardımcı olurum. Düğümü benim çözmem gerekmez; çünkü doğru soruyla o düğüm senin elinde çözülür. O adımı sen bulduğun için de kalıcı olur.

Başlangıç sınıfıPRG · 01

Isındırma başlangıç programı

Erişim kontenjanı — öğrenci ve şu an çalışmayanlar için sınırlı yer.

6.000
Süre4 görüşme
Tekil seans2.000 ₺
Küçük bir not, dürüstçe: bunu öğrenciler ve şu an çalışmayanlar için açtım. Yurtdışında çalışırken gördüm — çözülmez denen işleri karşılıksız ve hemen Türkler çözüyordu; akıl, pratik zeka ve azim bir aradaydı. O yüzden kafasının içinde sıkışmış yüksek performanslı gençlere inancım tam. Bunu bir erişim kontenjanı olarak açtım — bir gönüllülük işi.

Kafana takılan bir soru varsa, üstüne tıkla — kısaca cevaplayayım:

Direkt WhatsApp'tan sormak istersen →

Kendi kör noktanı kendin göremezsin.

Çoğu şeyi zaten tek başına çözüyorsun, orası belli. Ama her şeyi içeriden gören gözün, tam da en çok takılıp kaldığın yeri göremez. Beynin gün boyu düşünce üretir; sen o sesin içindeyken hangisi yön, hangisi gürültü ayıramazsın — çünkü ayıracak olan da aynı ses. Daha çok düşünmek bunu çözmez; dışarıdan dürüst bir göz gerekir.*

Bunu zayıflık sanma. Apple'ı kuran Steve Jobs da, Google'ı yöneten Eric Schmidt ve kurucu Larry Page de fazlasıyla yeteneklilerdi; yine de yıllarca aynı koçla, Bill Campbell'la çalıştılar — ona “trilyon dolarlık koç” derlerdi. Schmidt'e koç önerildiğinde önce “benim koça ihtiyacım yok” demiş; sonra dönüp “herkesin bir koça ihtiyacı var” dedi. Onlara lazım olan akıl değildi, dışarıdan dürüst bir aynaydı.

Ben sana “şunu yap” demem; cevap zaten sende, ben onu görünür kılarım. Doğru soruyu sorarım, sen kendi cevabını duyarsın — kendi sesinle söylediğin için de bu yöntem tutar. Bunu bildiğim için söylüyorum: ben de düzenli koçluk alıyorum. Kör nokta bir yetersizlik değil, herkeste var; birlikte çalışınca o kör nokta sende de kapanır.

Buraya konuşmak için değil, düğümü çözmek için gelirsin.

Sen kafanda dolanıp duran bir şey getiriyorsun — düğümlenmiş, ucu nerede bilemediğin türden. Ben sana akıl vermem, doğru soruyu sorarım; o düğüm gözünün önünde çözülür. Görüşmeden boş lafla değil, elinde yarın yapabileceğin kadar küçük, somut tek bir adımla, “bu adımı sana kendiliğinden attıracak, içselleştirdiğin yeni bakış açınla” çıkarsın. Geriye dönüp dert etmeyiz, ileriye bakarız.

Dört görüşmenin sonunda aynı kafa karışıklığı orada durmaz; yerinde bir yön olur. Konuşmazsan değişen tek şey şu: bir ay sonra aynı düğüm, bu sefer biraz daha sıkı.

“Sonra bakarım” demek de aslında bir seçim — ama farkında olmadan yaptığın bir seçim. Bugün bir adım atmazsan, çoğu zaman olan şu olur: bir yıl sonra hâlâ aynı yerdesin. Bir görüşme seni hiçbir şeye mecbur bırakmaz; sadece bu seçimi bilinçli yapmana yarar.

Bir de şunu kendine sor: hayatında seni gerçekten dinleyen kim var? Tavsiye yetiştirmeye çalışmadan, sıra kendine gelsin diye beklemeden, telefonuna kaçamak bakmadan — sadece seni anlamak için dinleyen biri. Dürüstçe bakınca çoğumuz için cevap aynı: neredeyse kimse. Herkesin bir görüşü var; seni duyan az.

İşte burada olan ilk şey bu: söylediğinin altındaki şeyi de duyana kadar, kimsenin dinlemediği gibi dinlenirsin. Çoğu kişi yüksek sesle ilk kez burada düşünebildiğini fark eder — ve değişim çoğu zaman tam orada başlar.

Koç, senin yerine geçen biri değil.*

En çok bununla karıştırılır, o yüzden net olayım — üçü de değil:

Terapi değil. Geçmişini kurcalayıp neden böyle olduğunu çözmem — o, terapinin alanı.

Mentor değil. “Yerinde olsam şunu yapardım” deyip akıl vermem — o, mentorun işi.

Danışman değil. Sorununu alıp senin için ben çözmem — o, danışmanın işi.

Benim aksiyonum şu: doğru soruyu sorup, zaten içinde olan cevabı senin görmeni sağlamak. Cevabı ben getirmem — getirsem zaten seninki olmazdı, ilk zorlukta da uçup giderdi.

Kararı sen verirsin, adımı sen atarsın, sahibi sen olursun. Başkasının verdiği akıl uçar; kendi bulduğun cevap sende kalır. Kalıcı olmasının sebebi bu.

Kararını vermişsin. Hoş geldin.

Büyük ihtimalle bir sürü kişisel gelişim kitabı, metodu, süreci denedin; ama aradığın o gerçek değişimi bir türlü tam anlamıyla yakalayamadın.

Ben de 20 yıla yakın zamandır ara vermeden, çeşitli sosyal bilimler, kişisel gelişim okumaları ve metodları denedim. Terapi, mentörlük yöntemlerine başvurdum. Açıkçası yol katetsem de verdiğim emeğin yanında aldığım sonuca bakarsam çok yoruldum. Sonunda koçlukla tanıştığımda bu seçim benim de hayatımı değiştirmişti. Bence doğru seçimi yaptın.

O yüzden sana baştan koçluğu anlatıp vaktini almayacağım; sadece neyi nasıl yaptığımı kısaca söyleyeyim.

Buradan alacağın verim benim için çok önemli.

ICF akreditasyon sürecinde mezun olduğum okul olan İTÜ'deki genç arkadaşlarıma verdiğim gönüllü koçlukların dördüncü, beşinci turları için aylar sonra beni aramaları, bana yaptığım diğer işlerde bulamadığım enerjiyi verdi.

Koçluk hizmeti, benim kendi itibarımı senin sonucuna bağladığım bir hizmet.

Aşağıda detaylar üzerinde netleştikten sonra sıradaki aşamaya (15 dk'lık kimya görüşmesine) geçeriz.

Benim yaptığım, ICF ilkelerine dayanan koçluk.

Akıl satmam, yön dayatmam; doğru soruyu sorar, cevabı senin bulmana alan açarım — çünkü o cevap zaten sende.

Çözüm odaklı biriyim: geçmişi kurcalamak yerine “şu anki sen”e bakacağız. Seni bir kalıba, bir tipe, bir çerçeveye kesinlikle sokmayacağım —bu en büyük korkum—; gözümde yargısız ve tanımsız kalacaksın — yani özgür olacaksın.

Ve en büyük gücüm: çok iyi bir dinleyici olmam. “Beni hayatımda kimse böyle dinlemedi, dinlemiyor.” sözünü müşterilerimden sık duyuyorum.

Hedeflerimiz ve beklentilerimiz uyumludur umarım diyorum ve,

Açık olayım: Senin her gelişimin, her seçimin, özgür hissettiğin her alan bana enerji katıyor. Bunu görüşmede de farkedeceksin.

Dileğim, bu birlikteliğin o dinamizmi ve enerjiyi bir an önce yaratması.

Yoğun · üst sınıfPRG · 02 · TEM

High Performers yoğun program

Paket alımlarda özel indirim. Seansların tümü sana ait; pakete dahil seansları 6 ay içinde gerçekleştirebiliriz.

9.000
Süre4 görüşme
Tekil seans3.000 ₺

Not: Zamanımın sınırlı olması dolayısıyla her ay sınırlı sayıda paket hizmet çıkarabiliyorum.
Anlayışın için şimdiden teşekkürler.

Son adım: kimya görüşmesi.

15 dakika tanışırız — birbirimize uyuyor muyuz, ona bakarız. Ücretsiz.

Koçluk tercihini seç: (yüz yüze +%30)

Müsait olduğum saatlerden birini seç:

Bu saatler örnek — gerçek takvimimden canlı müsaitlik yakında bağlanacak.

Seçtiğin saat ve paket WhatsApp'tan bana otomatik düşer. Gerisini orada konuşuruz.