Etiket Hatası
// "ben bunu yapamam" bir gerçek değil"Bu benim işim değil. Bende o yok."
Bu cümleyi bir gerçek gibi söylüyoruz. Oysa çoğu zaman bir gerçek değil — içeride bir yere yapıştırılmış, sonra doğru sanılmış bir etiket.
İnsan çoğu sınırını yeteneğiyle çizmez. Bir etiketle çizer. "Ben matematikçi değilim." "Ben para kazanamam." "Ben insan içinde konuşamam." Bunlar birer kader gibi durur ama değildir. Bunlar, bir zamanlar bir yerden gelmiş, sonra içeride onaydan geçmiş cümlelerdir. Ve en tehlikelisi: kişi onları bir gerçek sanır.
Bu bir sabotaj değil — bir tanımdır
Buna "kendini sabote etme" demek eksik kalır. Sabotaj bir sonuçtur — sonradan gelir. Etiket ondan önce, ondan derindedir. Etiket bir tanımdır: bir kimlik, bir sınır çekme. Kişi kendine bir çerçeve çizer, o çerçevenin dışını "bana ait değil" diye işaretler, ve o işaret zamanla bir duvara döner.
Aynı insanı iki farklı masaya oturt. Bir masada "bunu yaparım" der, akar; ötekinde "bunu yapamam" der, donar. Çoğu zaman iki masadaki iş aynı iştir — aynı zeka, aynı kas. Fark yetenekte değil, üstlerine asılmış etikettedir. Ve etiket bir yalandır.
Bazen hastalık bile bir bahanedir
Bunun en incelikli hali, bir eksikliğin ya da hastalığın arkasına saklanmış etikettir. Bir örnek üstünden gidelim, dikkatle:
Bazı özel hastalıklar sosyal fobiye kişiyi sürükler; birçok şeyi yapmasının önünde engel olarak durur. Ama kişi bunu iyi okursa aslında hastalık bir bahanedir. Gerçek etiket hatasıdır. İçeride tüm onaylarından geçmiş bir etiket taşır kişi. Bunu kaldırdığında hastalık ortada kalır. Hiçbir etkisi olmaz kişiye. Hatta bu haliyle görünce kişi hastalığını — onu bir güce çevirir. %99 bu böyledir; kendiliğinden olur bu.
Sosyal ortamda donma, "ben insan içinde konuşamam" derdi tam da bu damardan gelir — sosyal kaygı / güven koçluğu bunun üstüne çalışır.
Hastalık orada durur. Seni durduran o değildir.Seni durduran, o hastalığın üstüne astığın etikettir. Etiketi indir; hastalık aynı kalır ama artık bir engel değil, bir veridir.
Etiketi neden çıkaramıyoruz?
Çünkü etiket dışarıdan takılmış olsa bile içeride onaylanmıştır. Yıllarca "evet, ben buyum" dediğin her an, o etiketin altına bir imza daha atmışsındır. Zamanla imza o kadar çoğalır ki, artık etiketi bir görüş değil, bir kimlik gibi taşırsın. Kendi elinle astığını unutursun.
İşte tam burada kavanozun içinden etiketi okuyamama sorunu çıkar. Sen etiketin içindesin. Dışını göremezsin, çünkü o sen sanılırsın. Onu ancak dışarıdan biri, doğru soruyu sorarak sana gösterebilir. Etiket sökülünce ne olur, çoğu zaman şaşırtıcıdır:
Eksik, çoğu zaman kılık değiştirmiş bir güçtür
Etiket indiğinde en sık olan şey bu: kişi "kusur" sandığı şeyin aslında bir avantaj olduğunu görür. Farklı çalışan bir zihin, "dağınık" değil — çok kanallı. Fazla hisseden biri, "zayıf" değil — okuması keskin. Sürekli soru soran biri, "kararsız" değil — derin gören. Etiket bunların hepsini bir eksiklik diye çerçeveler; etiket inince altından bir kas çıkar.
Bu dönüşümün güzelliği şu: onu zorlamazsın. Etiketi doğru görünce, güce çevirme kendiliğinden olur. Çünkü güç zaten oradaydı — sadece üstünde "yapamam" yazan bir kağıt asılıydı.
Yeteneğin eksik değil.Sadece yanlış masada "yok" yazan bir kağıt asılı. O kağıdı indirmek — koçlukta yaptığımız işin büyük kısmı budur.
Kendine koyduğun sınırların kaçı gerçek, kaçı sadece eski bir etiket? Bunu tek başına ayırmak zordur — çünkü etiketin içindesin.
Ön görüşme planlayalım →"Ben yapamam" etiketi, çoğu zaman özgüven eksikliğinin çekirdeğidir — güven kanıtla oturur, o etiketin altını birlikte oyarız.
"Daha çok çalışıyorum ama bir yere varmıyorum" diyorsan, sorun etiket değil doz olabilir.