Koçluk türleri Koçluk nedir? Hakkımda

Özgüven Koçluğu

// koçluk türleri

Özgüven, kendine söylediğin bir cümle değil. Biriktirdiğin bir kanıt.

İnsanlar özgüveni bir his sanır; aslında bir kayıttır. Daha önce zor bir şeyi yapıp altından kalktığının, kafanın sessizce tuttuğu dosyası. O dosya boşken kendine ne kadar “yapabilirsin” dersen de elin tutulur; doluyken kimse onaylamasa da rahat çıkarsın sahaya.

Bu yüzden özgüveni telkinle kurmam. Doğru yerden, doğru büyüklükte bir adımla başlatır; kanıtı sana toplattırırım.

Motivasyon konuşması neden tutmuyor

“Kendine inan” cümlesi bir gece işe yarar, sabah uçar. Hiçbir şeyi değiştirmemiş, sadece sesi yükseltmiştir. Kafandaki o yargılayan iç ses, bir slogana değil yalnızca yaşanmış bir kanıta susar.

Gerçek özgüven ters yönde akar: önce küçük ama doğru bir aksiyon, sonra onun bıraktığı iz, en sonunda his. His başa konmaz, sona biriker. Çoğu yaklaşım sondan, histen başladığı için boşa döner.

Altta yatan inancı buluruz

Seni tutan şey beceri değil, bir inanç.

Özgüven eksikliği dediğin şey çoğu zaman bir yetenek eksiği değil; yıllar önce bir yere yazıp unuttuğun bir cümledir. “Ben böyle ortamlarda batarım.” “Benden lider olmaz.” “Sayılar benim işim değil.” Gerçek sanılıp peşinden gidilen bu düşünceler, Gallwey'in kafadaki gürültü dediği şeyin tam kendisi.

O cümleyi senin yerine yıkmam. Doğru soruyla masaya çıkarır, üstüne ışık tutarım: bu gerçekten doğru mu, yoksa bir kere doğru olmuş ve orada mı kalmış? Cümle, gün ışığına çıkar çıkmaz çoğu zaman eski gücünü kaybeder. Bu sesi nasıl çalıştığımı buradan oku →

Adımı küçültürüz ki kaçınılmaz olsun

En sık yapılan hata, adımı büyük tutmaktır. Büyük adım korkutur, ertelenir; ertelendikçe de iç ses haklı çıkar. Ben tersini yaparım: adımı, kaçınmanın anlamsız kalacağı kadar küçültürüm.

O küçük adımı atınca tek bir şey olur — dosyaya yeni bir satır düşer. Sonraki adım biraz daha kolaylaşır. Birkaç hafta sonra dönüp baktığında “cesaret topladım” demezsin; sen farkına bile varmadan kanıt birikmiş olur.

Bunu uzaktan tarif etmiyorum. Satış bir zamanlar benim tabumdu; sosyal fobimi orada, masanın karşısında karşıladım. Mimarlıktan çıkıp ayrı sektörlerde sıfırdan başlarken özgüveni her seferinde en baştan, aynı küçük adımlarla yeniden kurdum. Tarif ettiğim koltuğu içeriden tanıyorum. Özgeçmişe buradan bak →

Kendi meseleni aktarmak istersen →

Seni bir kalıba sokmam

“Özgüvensiz tip” diye bir kutu yok — en azından benim masamda.

Çoğu yaklaşım önce seni etiketler: çekingen, kaygılı, geç kalmış. Etiket rahatlatır gibi yapar ama küçültür; yarın olabileceğin hâle yer bırakmaz. Ben seni bugünkü hâlinle de, olmakta olduğun hâlinle de masaya alırım. Gözümde tanımsız kalırsın — yani sınırsız.

Ben de böyle masaya oturmak istiyorum →

Sıkça sorulanlar

Özgüven koçluğu terapi mi? Değil. Klinik kaygı ya da depresyon söz konusuysa o terapinin alanıdır ve seni doğru yere yönlendiririm. Burada yaptığımız sosyal güven ve aksiyon koçluğu — teşhis değil, ileriye dönük adım. ICF ilkeleriyle çalışırım.

Ne kadar sürede değişir? Süre sözü vermem; ama yön ilk birkaç görüşmede netleşir. Histen değil, o hafta atabileceğin somut bir adımdan başlarız — değişimi sen, biriken kanıtta görürsün.

Bana ne yapacağımı mı söyleyeceksin? Hayır. Akıl vermem; doğru soruyu sorar, cevabı sana buldururum. Kendi sesinle çıkan cevap tutar, dışarıdan verilen ilk zorlukta uçar. Diğer koçluk türlerine buradan bak →

Özgüveni sana telkin etmeyeceğim. Doğru ilk adımı birlikte bulur, gerisini kanıt kendi getirir.

Ön görüşme planlayalım →