Koçluk türleri Koçluk nedir? Hakkımda

Yaşam Geçişi Koçluğu

// koçluk türleri

Eskisi bitti, yenisi henüz yok. O aralık konuşulmaz, sessizce taşınır.

Bir işten, bir şehirden, bir ilişkiden, bir kimlikten çıktın; ama gireceğin yer daha şekillenmedi. İki kıyı arasındaki o boşluk ürkütücüdür, çünkü tutunacak bir tarif yoktur. Yaşam geçişi koçluğu tam burada başlar — seni karşı kıyıya yetiştirmeye çalışmadan, o aralıkta yön bulmana.

Geçiş, krizin değil; aralığın adıdır

İnsan çoğu zaman olayı değil, olaydan sonraki boşluğu zor taşır. Karar verilmiştir, sayfa kapanmıştır, dışarıdan herkes "artık rahatladın" der — ama içeride hiçbir şey oturmamıştır. Asıl mesele eski hayatın bitişi değil, yenisinin daha gelmemiş olması.

Bu aralıkta verilen kararların çoğu paniğe verilen karardır: boşluğu doldurmak için ilk açık kapıdan dalmak. Benim işim seni o kapıya itmek değil. Boşlukta bir süre ayakta durabilmen, ve oradan paniğe değil yöne bağlı bir adım atabilmen.

Bu aralığı içeriden biliyorum

Mimarlık okudum, sonra bıraktım. Satışa geçtim, sonra yazılıma. Her seferinde elimdeki tanımı bırakıp tanımsız bir aralığa girdim. O boşluğun nasıl koktuğunu biliyorum: bir gün önce ne olduğun belli, bir gün sonra ne olacağın bulanık.

Bunu örnek olsun diye anlatmıyorum. Karşımda otururken o boşluğu bana tarif etmen gerekmeyecek. Hangi sessizlikten geçtiğini anlatman gerekmeden de tanıyorum onu; o yüzden başta zaman kaybetmeden doğrudan senin aralığına gireriz.

Bu çapraz bakış tek bir alandan gelmiyor — mimarlıktan satışa, yazılımdan farklı milletlerden bir ekibi yönetmeye uzanan bir yol var ve geçişlerin çoğu aslında birbirine benziyor. Nereden geldiğine bakmak istersen: özgeçmiş → ve kökeni →

Kendi aralığını anlatmak istersen →

Seni bir tipe sokmam, çünkü geçişin tarifi yok

Çoğu yaklaşım bu noktada seni bir çerçeveye yerleştirir: "şu evredesin, şu aşamadan geçmen lazım, şu tipsin". Bu, geçişin doğasına ters. Aralıktayken zaten en sevmediğin şey kalıba sokulmaktır. Geçmişine bağlanmış, bir şablona oturtulmuş bir tarif seni daha da sıkıştırır.

Ben tersini yaparım. O aralıkta tanımsız kalman, gözümde sınırsız kalman demek. Henüz kim olacağına karar verilmemiş olması zayıflık değil; en geniş alanın orada. Yön gösteren bir akıl değil, doğru soruyu duyacaksın — cevabı senin bulduğun, ICF'in non-directive yöntemiyle çalışılan bir alan. Yaklaşımım burada →

Bu masada ne yaparız

Geçişin gürültüsü çoğu zaman kafanın içindedir: "geç kaldım", "herkes yoluna girmiş", "yanlış seçersem dönüşü yok". Modern koçluğun çıktığı yer de tam burası — Gallwey'in tarif ettiği o kafadaki gürültü. Önce onu kısarız; o ses açıkken hiçbir yön net görünmez.

Sonra dağınık parçaları tek bir eksene oturturuz: ne bitti, ne hâlâ duruyor, neyi gerçekten istiyorsun, ilk küçük adım ne. Büyük kararı değil, o yöne atılan ilk sade hareketi ararız. Aralıkta tıkayan şey çoğu zaman seçeneksizlik değil — fazla seçeneğin gürültüsüdür.

O ilk sade hareketi birlikte arayalım →

Bir sınırı baştan koyayım: geçiş dönemleri ağır olabilir, ama klinik kaygı ya da depresyon koçluğun değil, terapinin alanıdır. Orada bir şey sezersem seni doğru yere yönlendiririm. Burada çalıştığımız şey teşhis değil; aralıkta yön ve adım. ICF etik ilkeleriyle çalışıyorum.

Eski kıyıdan çıkmışsın, yenisi henüz görünmüyor. O aralıkta seni acele ettirmem; yön netleşene kadar yanında dururum.

Ön görüşme planlayalım →